Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

•  SABETAY ZWİ:
   MİSTİK BİR KİŞİLİK

•  SABETAYCILIK VE
   YAHUDİLİK

•  KABBALA'NIN MİSTİK
   ALEMİNDE

•  TÜRKİYE
   SABETAYCILARI

•  ÜÇ SABETAYCI
   CEMAAT

•  SABETAYCILIK VE
   OSMANLI MİSTİSİZMİ

•  SABETAYCI KÜLTÜRE
   AİT ÜÇ BELGE

•  SABETAYCI BİR
   ANIT:BEYAZ EMNE

•  SABETAYCILIK VE
    MASONLUK


Zwi-Geyik Yayınları
Cağaloğlu Yokuşu
Özhekim İş Hanı No.1/27
Cağaloğlu-İstanbul
Tel : 0212 5115526 - 27

Elektronik Posta :
zwipublishing@publicist.com

Editörle İletişim:
ilgazzorlu@turk.net

Belki de tüm Yahudi tarihi boyunca yaşanmış en büyük mesihi hareket olan Sabetaycılık konusunda yapılan araştırmalar genellikle bu hareketin yaratıcısı olan Sabetay Sevi'nin düşün celerinden çok onun kişiliği üzerinde yoğunlaşmaktadır.Sabetay Sevi bir megaloman veya bir ruh hastası olarak görülmekte,başlattığı harekette böylesine dengesiz bir kişinin peşinden giden bir avuç insanın kandırıldığı bir eylem olarak nitelenmektedir(1)Bu yazıda genel olarak mistik kişiler ve onların ruhi durumları bu konuda yazılan eserlerden verilen örneklerle ele alınacaktır.

1

Mistisizm ya da gizemcilik kelimesinin kökenleri İ. 5.yy'a dek uzanmaktadır.Kelimenin varolduğuna inanılan pek çok anlamı üzerinde durulmuşsa da temelde sezgilere dayalı ve elde edilemeyen bir şuur tipini ifade ettiği kabul edilmektedir.Seroya mistisizmi içgüdünün dumanlı tutkusu,duygunun bedeni cehennemi zevklere kadar götüren heyecanı olarak ele almaktadır(2) Peyami safa ise mistisizmin insan ruhuyla varlığın esası arasında birleşme imkanına inanmayı temel aldığını belirtmektedir(3)

Görülüyor ki konu hakkında otorite sayılabilecek bu kişilerin hepsi temelde bir duygu hareketini ele almaktadırlar.Tabii bu durum en başta rasyonalistlerce reddedilecektir,örneğin Russel akıl ile duygular arasındaki çelişkileri ileri sürerek,duyguların oluşturduğu inançların akıl tarafından sonradan çürütüldüğünü belirtmektedir(4)Bu yazı genel olarak bir duygular ve sezgiler dünyası olarak ele aldığı mistisizmin en başta ussal felsefe ile çeliştiğini kabul etmektedir.Bu nedenle ilerki bölümlerde işlenen konulara salt mantıksal açıdan yaklaşılması halinde de anlatılmaya çalışılan düşüncelerin kavranamıyacağını ileri sürmektedir.

2

Dinsel düşünceler genellikle kurucularının ölümü sonrasında oldukça bunalımlı dönemler yaşamışlardır.İlk tek tanrılı din olan ve beşbinyıllık geçmişe dayanan(5) yahudilikte de genelde iki akım gelişmiştir,bunlardan biri Tora-Talmud ekolü,ikincisi de Kabbala'nın mistik evreni(6).İlk akım rabanutların egemenliği altında gelişen statik ve baskıcı bir ortamın simgesi olmuştur, desteğini ise diasporada sıkıntı içinde yaşayan yahudinin umutsuzluğundan almıştır,onun birlik için tekses olma ülküsüne bağlanması zorunluğu ile güçlenmiş,tüm bunlara eklenen siyasi baskılarla da son şeklini almıştır.

Yalnız,itilmiş,cılız bir tek ses uğruna susturulmuş bir insanın artık gidebileceği tek bir nokta vardır,o da gizli bir öğretinin içinde,dini bir örtü altında özgürce düşünebilmektir.Do ğunun ve Batı'nın kültürel evreninde mistisizmin ortak olduğu bir noktadır bu...Aynı hareket islam ve hıristyan mistiklerinde de benzer karakterler göstermektedir.Kabbala işte bu ortamda Endülüs uygarlığında şekillenmiş,Akdeniz yahudi toplumlarının bir ortak eseri olmuştur,ama tüm yahudi dünyasına ait olmasını belki de Polonya'dan Zfat'a gelip yerleşen büyük din adamı İsak Luria Aşkenazi'ye(Rav Ari) borçludur.Kabbala'ya belki de en önemli unsuru getiren Rav Ari mesihi kutsiyetin felsefi yorumcusudur, o kadar ki kendisinden sonra yetişecek diğer bir Kabbalist bilgin olan Sabetay Sevi de bu ışığın izleyicisi olmuştur.Fakat Kabbala içerdiği öğeler açısından oldukça problemler yaratmıştır ortodoks Rabbanizme,bu yüzden sanki yahudiliğin dışındaymış gibi yorumlanmış,özellikle Sabetay Sevi hareketi sonrasında adeta unutturulmaya çalışılmıştır.Halbuki Kabbala içeriği,konusu,yorumu kısaca karakteriyle diaspora insanın ümitlerinin ve coşkusunun bir aynasıdır sadece...

3

Mistik evrene girmek öncelikle mistik bir kişiliğin kazanılmasıyla olabilir.Çünkü mistisizm okulu sadece hakedenlerin sahip olabilecekleri bir bilgiyi öğrencilerine vermektedir, öyle ki bazen bu okula kabul edilebilmek için yaşam ile ölüm arasında geçen bir mücadelenin varlığına bile gereksinim duyulabilir.Mistik kişiliğin kazanılması için ruhun bedenden ayrılarak Bir ile bütünleşmesi gerekir,işte bu anda ortaya çıkan mistik şuur bütünleşmeside bir köprü vazifesindedir.Bu köprünün üzerinde ilerleyebilmek karakterin tamamıyla ortadan kalkmasına bağlıdır.Artık bununla yeni bir aleme girilecektir,bizlerin algılama olanağı olmayan bir alemdir bu,gizli,acıların hissedilmediği tümüyle teslimiyet duygusunun egemen olduğu bir alem...Mistik kişi bu yeni ortam için şu merhalelerden geçmektedir(7)

-Öncelikle zevk ve heyecan hisleriyle dolu olan nefsin "İlahi Realite Şuuruna" karşı uyanması gerekmektedir.

-Uyanan nefsin Bir'e ulaşabilmesi için önüne çıkacak engellerin bir disiplin altında aşılması zorunludur ki bu tasfiye olgusudur.Tasfiye aşamasında nefs duygular dünyasından sıyrılarak transandan alem şuuruna yükselmelidir.Tasfiyede özellikle gururun yenilmesi,istek ve arzuların baskılarından sıyrılma esastır,karakter gerçeğe uygun olarak yeniden yapılanmaktadır. Ayrıca bu mistik ayırma ile nefs reel olmayan etkilerden tamamıyla temizlenecektir.

-Üçüncü aşamada mutlak artık belli ölçüler dahilinde mistik tarafından kavranabilmektedir.İlizyon(vehim) dan illiminasyona(i rake) yükselme sözkonusudur.İşte bu anda Bir'in sezgisel bilgisine ulaşılır,karakteristik yapıda ilahi huzur duygusu,şuurun bağımsızlığı,nefsin dünyanın sırrın anlaması gibi bulgular ortaya çıkar.İlliminasyonun araçlar zikir ve sükundur.Hemen hemen tüm mistik gruplar dans,müzik ve benzeri ritmik öğeleri de kullanmaktadırlar.Rasyonalistler içinse bu aşamadaki kişinin ruh hali "Histeri" dir.

-Son aşama gelip çatmıştır artık;nefs tümüyle tasfiye olmuştur, tüm ikilikler yerini kişiliğin Bir'e ulaşmasıyla huzura bırakmıştır.Artık herşey Bir'in elindedir,O'na ulaşılmış,onunla bütünle- şilmiştir.

4

Sabetay Sevi yaşadığı dönemin en önemli Kabalistlerinden biriydi,herşeyden önce de Kabalistik bir kişiliğin gerektirdiği gibi Tanrı ile birleşme,O'na ulaşma "Adam Kadmon" olma çabasındaydı.Ne büyük mutluluk!İlahi ışık O'na göründüğünde henüz yirmibir yaşındaydı,ızdırap dolu,uykusuz, gecelerin sonrasında Nur'la aydınlanmıştı.Genellikle mistik şuurun kazanılmasından bi haber olan yazarlar Sabetay'ın kendi arzusuyla çektiği ızdırapları O'nun kişiliğinin bir hastalığına bağlamaktadırlar,halbuki genç Sabetay'ın amacı zevk ve arzularla dolu olan ruhunu bedeninin etkisinden kurtararak İlahi Varlık Şuurunu algılayabilme yetisini kazanmaktı.Kabul edilmelidir ki genç mistiklerin yaşadıkları bu zorluklar sonucu girdikleri yeni ruh yapısının rasyonalist bir bakış açısıyla anlaşılamayacağı aşikardır.Bu konuya değinen Serouya dahilerin ve mistiklerin deli kabul edilemeyeceklerini savunmaktadır(8) bunu şu şekilde ifade ediyor:"...Tanrı sevgisi ve yaratıklara duyulan sevgi büyük mistiklerin zihninde bir bakıma birbirine karışır,halbuki deliler peşlerini hiç bırakmayan sabit fikirlerden ,daima korku ve endişelerden kendilerini bir türlü kurtaramazlar(...)Şurası muhakkaktır ki mistikler hayali vizyonlarını cismani vizyonlarından kesinlikle ayırt etmeyi başarmışlardır,onları basit akli tasvirlerden de çok büyük kesinlikle ayırt ederler."

Mistik Sabetay Sevi'nin işte delilik olarak adlandırılan davranışlarının ardında bu özellikleri yatmaktaydı.Onun her hareketi hem mistik olgunluğunun verdiği etkilerden ve hem de Zohar'ın sırlarından kaynaklanmaktaydı.Nitekim bu sırlar daha sonra sadece müritlerine aktarıldığından insanlara ulaşamamış,Mesihi hareket bir gizemler bütünü olarakta etkisini giderek yitirmiştir.

Sabetay Sevi'nin mistik gelişiminin son aşaması Arnavutluk'ta ki sürgün günlerinde yaşanmıştı,burada bir tek yahudinin bile bulunmadığı deniz kenarındaki bir kasabada yalnızlığın ve yoksulluğun verdiği sıkıntılar içinde giderek Tanrı'ya daha da yaklaşan Sabetay Sevi en sonunda Bir'e ulaşarak kaybolmuştur,nitekim bu gün hala mezarının bulunamaması ve müritlerinin her sabah O'nu deniz kenarında beklemeleri de bunun bir işaretidir.

Sabetay'ın Tanrı'ya yaklaştığı anlarda -ki genellikle inzivaya çekildiği anlardır bunlar- gösterdiği ruhi hareketler müritlerince dini biçimde açıklanmıştır.Genellikle "aydınlanma,düşüş,Tanrı'nın yüzünü Ondan saklaması"gibi hallerden söz edilmiştir(9).Yine Seraouya "Dehaya Bağlı Mistik Belirtiler" adlı bölümde bunu şu şekilde açıklıyor:"Mistiklerin inzivaya çekilme hareketler enerjisi ve akli kaynaklar toplum hayatının karışıklığına göğüs germekten aciz olan psikastenik hastanın yalnızlık araması hareketine benzetilemez.Bu Leuba'nın yerinde bir müşahedesidir" (10)Yine aynı kaynakta mistik kişilerin çektikleri acılarla evrensel sonu amaçladıklarına işaret edilerek,Rahibe Theresa'nın isteri nöbetlerinden sağladığı faydalar örneklenmektedir(11)

Tüm bu örnekler mistiklerde görülen ruhi hezeyanların bir akıl hastalığı belirtisi olduğu sonucuna varılmaması gerektiğine işaret etmektedir.Belirtiler arasındaki benzerlikler vakaların aynı olmasını gerektirmez.Heyecan derecesindeki derin iniş-çıkışlar,esrime halleri ve hatta isteri nöbetleri bir ruh ve ahlak sefaletine bağıl olmak şöyle dursun,dehanın belirtisi olan mizaç örnekleriyle pekala bir tutulabilir(12)Görülüyor ki yaşadığı çağın en önemli kabalistleri arasında yeralan Sabetay Sevi(13) tarihçilerin iddialarının aksine bir deli değil aksine mistik kişiliğinin verdiği etkiyle Bir'e ulaşmış bir din adamıydı.Böylelikle sabetaycılığı "Bir delinin peşinden giden topluluğun dini" olarak göstermeye çalışanların iddialarının da gerçek dışı olduğu anlaşılacaktır.

DİPNOTLAR

1-Sabetay Sevi ve hareketi konusundaki en önemli eserleri yazan Galante ve Scholem bile Sevi'nin kişiliğindeki dengesiz davranışları birer ruhi hastalığa bağlamaya çalışmışlardır.
2-Henri Serouya / Mistisizm Varlık Yayınları s:7
3-Peyami Safa / Mistisizm / Babı- Ali Yayınları 1961 s:1
4-Bertrand Russel / Mistiklik ve Mantık / Maarif Vekaleti 1935
5-Bu günlerde beşbinyediyüzellibeşyılını dolduran yahudilikte kutsal kaynak Torah'ta belirlenen sayıların kabbalistik olarak birer simge oldukları ve sadece temsil ettikleri gerçek sayıların sembolü oldukları inancı vardır.
6-Bu konunun tarihi seyri ile ilgili olarak değerli araştırmacı Moşe Grosman'ın Dr.Markus eserine konu aldığı büyük aşkenaz rabbisi Dr.Markus'un "Yahudi Tarihinin Üçbinyılı" adlı eserinin kitaptaki 139. sayfasından yararlanılabilir.
7-Bu bölüm Prof.Cavit Sunar tarafından Underhill'den yararlanılarak hazırlanan "Mistisizmin Ana Hatları" adllı çalışmanın 56-57 sayfalarından özetle derlenmiştir.
8-Henri Serouya / Mistisizm / Varlık Yayınları / 1967 s:53
9-Haluk Derviş/ Sabetay Sevi Olay ve Dönmeler / Tarih ve Toplum 1986 / 5. cilt s:330
10-Serouya a.g.k s:69
11-b.ö.k s:70
12-b.ö.m
13-Scholem / Gizli Yahudi Cemaati:Türkiye Dönmeleri / Çev:A.Küçük / A.Ü.İ.F. Yay.

•  ANASAYFAYA DÖNÜŞ
© 2002.  Zwi-Geyik Yayınları.  Tüm Hakları Saklıdır.  İzinsiz alıntı yapılamaz.